17 Aralık 2010 Cuma

22 Kasım 2010 Pazartesi

yolda

bu yol, sana çıktığı için güzel
gördüğüm toprak
dokunduğun ağaca can verirse anlamlı

ben ise sadece bir seyirci
izlerim hayran hayran seni
biliyor musun?

koralp
12 kasım 2010
16:30
susurluk

...

yeniden sevdim yolları
bakma söylendiğime
aldırma yorgunluğuma
ben, sana geldim
şehir bahane

bu vakit bu ışıkta
mum ve boş şarap şişesi
sen olmadan olmuyor sanki

koralp
13 kasım 2010
03:15
izmir

17 Kasım 2010 Çarşamba

4 Kasım 2010 Perşembe

denk geldim bunlara

m'e ithafen,

geceye uzanmış bakınıyor gözlerim
beraber yaşanmışlığıyla geçmişin kokusu,
sana dair
oysa kırlarda hep çiçek kokusu olur özlem dolu

biliyorum ki tarih hep yazar
senin söyleyemediğin kelimeleri
kazır zihnime acı bir melodi gibi

bir terkedilişin kalıntısı bendeki dokunuşun
harabe olmak ise bana bırakılmış tek mısra karanlıklarda

koralp
15 haziran 2008
00:59
adana


ne de güzel savrulur saçların rüzgarda
sen salınıp dolaşırken kaldırımlarda

05 eylül 2008
bursa


kim bilir kanatlanabilirim bir gün
olabilir bu, gidebilirim
gelebilirim soluğuna
anlamsızca da olsa
dokuna
saçına
bakışlarına

durduk yere beni görürsün karşında

ve kim bilir
durduk yere de değildir
seni sevişim bu yaz mevsiminde

koralp
15 temmuz 2009
12:30
bursa

2 Kasım 2010 Salı

solgun

çıplağında soğuğun sokak ortasında
tedirgin bir yürek gibi bakışın
bu dağınıklık saçlarında
fırtınalı bir denize yakın

koralp
2 kasım 2010
20:18
bursa

23 Ekim 2010 Cumartesi

gece vakti

bir düşün
loş odasından karanlık tepeleri izleyen insanı
kendi halinde kendine yabancı
gömülü tutkuların peşinde
unuttuğu heyecanıyla birlikte

olurda bir gün
içimdeki bu istek kendini bulursa
işte o zaman biliyorum ki huzur dolacak içim
bitmek tükenmek bilmezcesine

koralp

23 ekim 2010
00:46
bursa

21 Ekim 2010 Perşembe

kaçak

sen o odayı da gördün
döndüğünde

hemen yanımda kokun
avucumun içinde vücudun
buğulu tadın

sabaha karşı bir yağmura uyandık
kayboldun

koralp

21 ekim 2010
20:55
bursa

11 Ekim 2010 Pazartesi

d

sen gülünce
daha bir insan hissediyorum kendimi
belki bu sebeple
hep görmek istiyor gözlerim seni


koralp
11ekim 2010
21:56
bursa

24 Eylül 2010 Cuma

durgun

sen misin
içine çektiğin dumana bakıp
kendine aldanan

yazık bir ölüm gibi
açıp bahçelerde nefessiz
yağmura muhtaç ve yorgun
işte kadehindeki rakı
işte elindeki sigara
bir bak etrafına
durgun bekleyen odanda
sen varsın bir başına

geçtiğin sokak üzerinde bir ev
o evin içinde sen
seni görüyorsun şaşkın gözlerinle
korkma be arkadaş
aldılar diye geleceğini
geçmişinde de bir şey yaşamamıştın ki

koralp

24 eylül 2010
09:43
bursa

18 Ağustos 2010 Çarşamba

hayran

bana kızıyorsun
elimde olmadan yazdığım şiirler için
içimden kopan bu nameli sözleri
hor görme, ne olur

saçlarında dans eder insanlar
dönüp ardına bir bak
geçtiğin tüm sokaklar sana hayran
ben nasıl olmayayım...


koralp
18 ağustos 2010
15:33
bursa

3 Ağustos 2010 Salı

kadın ağladığında

ağladığında bir kadın
hıçkıra hıçkıra gecenin içinde
biraz bira ve tuz
damla damla akar duyguları avuçlarına

kırılganlığıyla yalnız
tutkusuyla narin
ağladığında kadın bir başına
kapayarak gözlerini
tedirgin bir esinti gibi
paylaşır kendini tanımadığı vücutlarla
düşünmeden geçmişini
unutmak istercesine geleceğini

dalgın bir bakıştır artık
hayallerine dokunamayan elleri
saçları uzanır yüzüne doğru
bir evin balkonunda
ağustos gecesi sıcak ve nemli
dudaklarında titrek hıçkırıklarıyla

yüzünü güldüremedikçe neye yarar
çalan bu ezgi radyoda
yalansız, rüyasız bir hasret içinde
uzanmışken boylu boyunca
kurtuluşun esiri ömre bedel bir pranga
ve bedeni özentisiz
öylece atılıverilmiş kenara

03 ağustos 2010
20:37
bursa

27 Temmuz 2010 Salı

...

dağlarında senin
zirvene doğru duman duman
bu ben
kar, fırtına
ne olursa olsun
bir şekilde
karşı koyamadan
tutuldum sana

koralp
27 temmuz 2010
20:02

bursa

5 Temmuz 2010 Pazartesi

oltadaki balık

bir denizin dalgası gibi
çok uzak okyanusların rüzgarıyla savrulmuş
küçük bir balık
ben
şimdi oltanızda tutsak
çırpınıyorum kendimce
kurtulabileceğimi umarak; yanılarak

koralp
05 temmuz 2010
12:49
bursa

26 Haziran 2010 Cumartesi

... 'e

sahilin kumlarında ayak izlerim
denize uzanan o iskelenin üzerinde
senin için mısralar dizerdim

su köpürürdü ay ışında
gözlerin parıldardı başka limanlarda
içim sıkılırdı yalnız başıma

zaman geçti tuttun elimden
bir gece sarıldım yattım bedenin ve ben
sabaha unuttuk ne yaşandı derinden

yüzümüzü gören olmadı içimizde
bir daha asla

18 haziran 2010
20:33
bursa

18 Haziran 2010 Cuma

deniz yüzlü kadın

elini yanağına sürerek gülümser
deniz yüzlü kadın
bir anda dalgalanır saçları
esen rüzgardan
yamuk bir gülüş ile gülümser ansızın

27 Mayıs 2010 Perşembe

....

açıp kapıyı yavaşça
yorgun bir gezgin edasıyla
sana doğru atıp adımlarımı
okşadım saçlarını uzun uzun

duruyordun
bakışların dışarı doğru solgun

ardımda bıraktığım kağıtların karası
bir iz bir anı hep silinir
dolmaya başlayan gözlerimle
ben bakmaya başladım
bakışlarım durgun

sesinin yankısı gitmez bedenimden
gece olur hep
gecede olur olup biten ve sen de
son bir yudum gibi
bitmeye yüz tutmuş rakı kadehi

günler hazirana vuracak kendini
tane tane
sıcak sıcak

27 mayıs 2010
09:24
bursa

...'e

sabaha ışıldar gözlerin güneşten öte
zarif ellerinle dolanırsın saçlarında
içten bir gülüş, derin bir nefes

kıyıya vuran dalganın beyazında
bir bulut düşün
içinde kuş sürüleri akan
bu sefer mavisi gökyüzünün
sarar hayallerini dolu dolu

unuturum kendimi yürüdügüm kaldırımlarda
bindigim tramvayda
kalabalık insanların ortasında
düsünüyorsam seni

sen ki
inanmazlar söylesem insanlara
kum tanesi sarılar içinde
parıldayan deniz kabugu
renkli bir taş su içinde

26 mayıs 2010
sabah
bursa

18 Mayıs 2010 Salı

deniz kabuğu

siyahına doğru pencerenin
gecenin sessizliği efil efil
bakışında senin
yine sen varsın kendince

ve belki de bir gün
kumdan bir kale yaparken sahilde
geliverir bir denizkabuğu üstünde

yazılmıştır bir mısra
isimsiz, şehirsiz

sahibi bellidir ama
bırakmıştır kendini avucuna

koralp
18 mayıs 2010 23:42
bursa

suçsuz

iki adım ötedesin
dokunamayacak kadar yakın
öyleki benim bu bakışım gözlerine
bir buket tutkudan başka
huzur olabilir sadece

---

sarılmak isteyip bedenine
dokunamamak içimden geldiğince
tarifi yok
büyük bir hayal kırılığı
sen ki tüm güzelliğinle gelirsin
gülümsersin bana
ben, çaresiz, hayran kalırım

---

senin için yasak şiirler yazabilirim
içimdeki en derin
en ahlaksız duyguları
senin bedeninle paylaşmak için

öte yandan bir kenarda da...

olsun,
bu hayat benim

---

kötü olamaz bu paçavralar
haksız da değilim
ve üstüne
sınırlarım da yok benim

bu sebeple daha bir güçlü
hırslı ve tutkulu sarılırım sana

---

sahipsiz dokunuşlardan ne beklenir
kaçamak bakışlarla örülü gecemde...

30 kasım 2009

14 Mart 2010 Pazar

simple hearted

the sun is rising for the sake of your charm
whispering the song written by a bard
blind, old and lonely
words all are indispensable
the voice of the silence is unbearable
just delighting exceedingly

he is now young and feeling warmer
the wind of death disappeared for a while
came from the mountain top
for peace and joy
buried sensation was re-born

young man knows you have it all
emotions gushed out
chills inside unquenchable
the throne you have inside is invulnerable

steer the young man with pleasure
and notice the attitude
one day
he will dare to wander through your house of flesh
his hands will become the fountain of the passion
making you flap into scenes
like a little swallow whispering the stich
warm,passionate and unholy
letting the wind tasting her beauty

koralp

march 14, 2010
20:17
bursa

24 Ocak 2010 Pazar

...

deliliğinle yaşarsın
gördüğünü sandığın hayaller içinde
olmayanı oldururken
sevmeyeni öldürürken
kendi halinde
yazarsın... yazarsın...

zindanları çürür aklının
özlem dolu ararken karanlığı
küçük bir çocuk
bir mum daha yakar gözlerine
yalnız başına
yanarsın... yanarsın...

16 ocak 2009
09:04
bursa

bir akşamüstü

bir akşamüstü ne fısıldar yaşam
ben balkonda otururken bir başıma
yudumlarken çayımı usulca
ay getirir bu sabah ona emanet verdiğim geceyi
takılırım çoban yıldızının peşi sıra
elimde sigara ararım seni

gözümü açarım
kızıl bir ufuk, güneş batmakta
söyle bana canım
bir akşamüstü ne fısıldar yaşam

herhangi bir edebiyat dergisinin
bilmem kaçıncı sayfasındaki şiir
okurum okurum bitmez
şiir dolu bir kitap gibi
duygu dolu, göz yaşı dolu
bir akşamüstü ne fısıldar yaşam

doğudan gelir saf bir sevda
içimi kavuran ateş gibi
ne desem bilmem ki
bir kağıt parçasına seni anlatmak gibi
mısralarda kaybolmuşken ben
bir akşamüstü ne fısıldar yaşam

koralp

2002
bursa