7 Ekim 2009 Çarşamba

Heretic

Dışlanmışlık... Nefretin doruklarında ve haksızca... Sosyal olmanın gerekleridir aslında hepsi. Kimse seni sevmek zorunda değil; ama varoluşunu kabul etmek durumunda. Kendi hukukunda yaşarken, kimsenin senin insancıl dürtülerini rencide etmeye hakkı yok, bunu unutma...

Doğalı ne kadar oldu ki? Ve bu kısa süre içinde yaşadığın toplumla uzlaşamaz hale geldin. Değer yargılarınız, önem verdiğiniz kavramlar çok farklı. Nesnellik konusunda, inanç konusunda, felsefe açısından... Sen ve içine doğduğun toplum, uyuşamıyorsunuz. Onlar yağmurun insanın yaşaması için yağdığını sanıyor; sense yağmur yağdığı için varolduğunun farkındasın. Klasik ve çürümeye mahkum ereksel nedenselliği tümüyle reddediyorsun; seni saygıyla selamlıyorum.

Evrenin o sonsuz eriminin farkındasın. Materyalist tabiatta neyin nasıl olduğu konusunda çok sağlam düşüncelerin, açıklayıcı yasaların var zihninde. Ama unutma! İnsanlar seni dinlemeyecek! Sen ne dersen de, hangi cümle kurgularını kullanırsan kullan, masallara sahip çıkacaklar ve bir insanı harcayacaklar.

Tarihe yüzeysel veya ayrıntılı olarak bakıldığında bu tür olaylarla çokça karşılaşılır. Senin gibiler, değişimin tarihini, diğerleri ise soykırımların, açlığın, şovenizmin tarihini var etmişlerdir. İnsancıl duygularla sarıldığın sanat ve bilim ile öyle bir savaşın içine giriyorsun ki, bir ortaçağ karanlığı ile mücadele etmekten farksız olacaktır bu.

Temmuz 2005

“Küresel” kelimesi bizimkilere ne ifade ediyor acaba?


“Küresel ısınma, bizi tehdit etmiyor.”

“Kriz bizi teğet geçecektir.”


Çok merak ediyorum ve soruyorum: biz bu dünya üzerinde yaşamıyor muyuz? Yani, başka bir yerlerde nefes alıyoruz, su içiyoruz, ticaret yapıyoruz da bizim mi haberimiz yok?

Dünya kütle halinde fiziksel olarak ısınıyor ama yine o ısınan dünya üzerinde olan Türkiye bundan etkilenmiyor. Zaten o sebeple şehirlerimiz yaz aylarında susuzluktan kıvranıyor. Barajlarımızın doluluk oranının da %40’dan aşağı indiğini görmedim ben canım. Biz bu dünya üzerinde yaşamıyoruz ki, başka bir gezegendeyiz. Küresel ısınma bizi niye etkilesin! Haberiniz yok galiba, çoktan uzaya çıktık biz!

Ve küresel kriz… Şiddetle merak ettiğim bir başka konuda şu: Bizim sanayicimiz, esnafımız kendisine Orion yıldız sisteminden müşteriler bulup krizden kurtulurken dünya devi General Motor bunu nasıl başaramıyor? Öyle ki bu kriz onları delip geçiyor. Çünkü onlar da bu küresel ekonominin içindeler ve uluslar arası iktisadı çalkantılar onları etkiliyor. Dünya’nın bir ucunda banka batsa diğer ucunda fabrikalar kapanabiliyor. Niye? Aynı dünya üzerinde inşa edilmiş ve küresel ekonomi ipleriyle birbirine bağlı kuruluşlar bunlar. Ama tabi kafaları çalışmıyor belli.

Hamdolsun, kriz bakın bizi nasıl da teğet geçiyor.
Velev ki kriz bizi teğet geçmiyor, tadını çıkarmaya baksana! Nerden bulacaksın bu kadar büyük olanını? Sen bardağın dolu tarafını görmek istemezsen sana yapacak birşeyimiz yok. Hem karşında çok ciddi bir tarih yaşanıyor. Otur izle. Niye ses çıkarıyorsun? Gerçekleri söylemek senin neyine? Sanayici sen de bir sus ve spekülasyonlarla ortalığı bulandırma. Zaten sen konuşuyorsun diye kriz bizi etkiler etkilerse. Yoksa ekonomimiz çok sağlam. Hamdolsun.

Birilerinin aklı havalarda… Yere inmek lazım artık. Dünyada işler pek de iyi gitmiyor. Dürüst olup ciddi kararlar almak lazım artık. Yoksa çok büyük açlık, susuzluk, işsizlik günleri arifesindeyiz. Dikkat edin kriz bizi ipe dizip tek tek delip geçmesin!

Kasım 18, 2008

13 Eylül 2009 Pazar

sen,

kızma, kırılma bana
yaşamak böyle daha güzel

olmaz mı ki dokunmadan
böylesine sıcak, samimi
aynı zamanda
şımarık ve ukala

sen beni öldürdün
ben seni yıprattım

her şey öylece oluverdi
o an
yalnızca...

koralp

13 eylül 2009
22:12
bursa

6 Eylül 2009 Pazar

to ....,

everything is gone under the clouds
sliding away through my sadness
fragility of my mind
draws my body to perpetuate memories

just then i am beheld
ain't no blossom without flesh
glow of constellations blesses
the passionate devotion of our bodies

in my vision
you do become a flower
wilting in your solitude
with the feminene charms
smelling sanctified fancy in your nature

koralp
6 eylül 2009
07:47
bursa

renk

bir renk düşün içinde olmadığın sokaklarında yürümediğin söyle bana, bulabilir misin? aldığın nefesin sebebi olur mu? gözündeki bakışta...