18 Mayıs 2010 Salı

suçsuz

iki adım ötedesin
dokunamayacak kadar yakın
öyleki benim bu bakışım gözlerine
bir buket tutkudan başka
huzur olabilir sadece

---

sarılmak isteyip bedenine
dokunamamak içimden geldiğince
tarifi yok
büyük bir hayal kırılığı
sen ki tüm güzelliğinle gelirsin
gülümsersin bana
ben, çaresiz, hayran kalırım

---

senin için yasak şiirler yazabilirim
içimdeki en derin
en ahlaksız duyguları
senin bedeninle paylaşmak için

öte yandan bir kenarda da...

olsun,
bu hayat benim

---

kötü olamaz bu paçavralar
haksız da değilim
ve üstüne
sınırlarım da yok benim

bu sebeple daha bir güçlü
hırslı ve tutkulu sarılırım sana

---

sahipsiz dokunuşlardan ne beklenir
kaçamak bakışlarla örülü gecemde...

30 kasım 2009

14 Mart 2010 Pazar

simple hearted

the sun is rising for the sake of your charm
whispering the song written by a bard
blind, old and lonely
words all are indispensable
the voice of the silence is unbearable
just delighting exceedingly

he is now young and feeling warmer
the wind of death disappeared for a while
came from the mountain top
for peace and joy
buried sensation was re-born

young man knows you have it all
emotions gushed out
chills inside unquenchable
the throne you have inside is invulnerable

steer the young man with pleasure
and notice the attitude
one day
he will dare to wander through your house of flesh
his hands will become the fountain of the passion
making you flap into scenes
like a little swallow whispering the stich
warm,passionate and unholy
letting the wind tasting her beauty

koralp

march 14, 2010
20:17
bursa

24 Ocak 2010 Pazar

...

deliliğinle yaşarsın
gördüğünü sandığın hayaller içinde
olmayanı oldururken
sevmeyeni öldürürken
kendi halinde
yazarsın... yazarsın...

zindanları çürür aklının
özlem dolu ararken karanlığı
küçük bir çocuk
bir mum daha yakar gözlerine
yalnız başına
yanarsın... yanarsın...

16 ocak 2009
09:04
bursa

bir akşamüstü

bir akşamüstü ne fısıldar yaşam
ben balkonda otururken bir başıma
yudumlarken çayımı usulca
ay getirir bu sabah ona emanet verdiğim geceyi
takılırım çoban yıldızının peşi sıra
elimde sigara ararım seni

gözümü açarım
kızıl bir ufuk, güneş batmakta
söyle bana canım
bir akşamüstü ne fısıldar yaşam

herhangi bir edebiyat dergisinin
bilmem kaçıncı sayfasındaki şiir
okurum okurum bitmez
şiir dolu bir kitap gibi
duygu dolu, göz yaşı dolu
bir akşamüstü ne fısıldar yaşam

doğudan gelir saf bir sevda
içimi kavuran ateş gibi
ne desem bilmem ki
bir kağıt parçasına seni anlatmak gibi
mısralarda kaybolmuşken ben
bir akşamüstü ne fısıldar yaşam

koralp

2002
bursa

renk

bir renk düşün içinde olmadığın sokaklarında yürümediğin söyle bana, bulabilir misin? aldığın nefesin sebebi olur mu? gözündeki bakışta...