26 Haziran 2010 Cumartesi

... 'e

sahilin kumlarında ayak izlerim
denize uzanan o iskelenin üzerinde
senin için mısralar dizerdim

su köpürürdü ay ışında
gözlerin parıldardı başka limanlarda
içim sıkılırdı yalnız başıma

zaman geçti tuttun elimden
bir gece sarıldım yattım bedenin ve ben
sabaha unuttuk ne yaşandı derinden

yüzümüzü gören olmadı içimizde
bir daha asla

18 haziran 2010
20:33
bursa

18 Haziran 2010 Cuma

deniz yüzlü kadın

elini yanağına sürerek gülümser
deniz yüzlü kadın
bir anda dalgalanır saçları
esen rüzgardan
yamuk bir gülüş ile gülümser ansızın

27 Mayıs 2010 Perşembe

....

açıp kapıyı yavaşça
yorgun bir gezgin edasıyla
sana doğru atıp adımlarımı
okşadım saçlarını uzun uzun

duruyordun
bakışların dışarı doğru solgun

ardımda bıraktığım kağıtların karası
bir iz bir anı hep silinir
dolmaya başlayan gözlerimle
ben bakmaya başladım
bakışlarım durgun

sesinin yankısı gitmez bedenimden
gece olur hep
gecede olur olup biten ve sen de
son bir yudum gibi
bitmeye yüz tutmuş rakı kadehi

günler hazirana vuracak kendini
tane tane
sıcak sıcak

27 mayıs 2010
09:24
bursa

...'e

sabaha ışıldar gözlerin güneşten öte
zarif ellerinle dolanırsın saçlarında
içten bir gülüş, derin bir nefes

kıyıya vuran dalganın beyazında
bir bulut düşün
içinde kuş sürüleri akan
bu sefer mavisi gökyüzünün
sarar hayallerini dolu dolu

unuturum kendimi yürüdügüm kaldırımlarda
bindigim tramvayda
kalabalık insanların ortasında
düsünüyorsam seni

sen ki
inanmazlar söylesem insanlara
kum tanesi sarılar içinde
parıldayan deniz kabugu
renkli bir taş su içinde

26 mayıs 2010
sabah
bursa

18 Mayıs 2010 Salı

deniz kabuğu

siyahına doğru pencerenin
gecenin sessizliği efil efil
bakışında senin
yine sen varsın kendince

ve belki de bir gün
kumdan bir kale yaparken sahilde
geliverir bir denizkabuğu üstünde

yazılmıştır bir mısra
isimsiz, şehirsiz

sahibi bellidir ama
bırakmıştır kendini avucuna

koralp
18 mayıs 2010 23:42
bursa

suçsuz

iki adım ötedesin
dokunamayacak kadar yakın
öyleki benim bu bakışım gözlerine
bir buket tutkudan başka
huzur olabilir sadece

---

sarılmak isteyip bedenine
dokunamamak içimden geldiğince
tarifi yok
büyük bir hayal kırılığı
sen ki tüm güzelliğinle gelirsin
gülümsersin bana
ben, çaresiz, hayran kalırım

---

senin için yasak şiirler yazabilirim
içimdeki en derin
en ahlaksız duyguları
senin bedeninle paylaşmak için

öte yandan bir kenarda da...

olsun,
bu hayat benim

---

kötü olamaz bu paçavralar
haksız da değilim
ve üstüne
sınırlarım da yok benim

bu sebeple daha bir güçlü
hırslı ve tutkulu sarılırım sana

---

sahipsiz dokunuşlardan ne beklenir
kaçamak bakışlarla örülü gecemde...

30 kasım 2009

14 Mart 2010 Pazar

simple hearted

the sun is rising for the sake of your charm
whispering the song written by a bard
blind, old and lonely
words all are indispensable
the voice of the silence is unbearable
just delighting exceedingly

he is now young and feeling warmer
the wind of death disappeared for a while
came from the mountain top
for peace and joy
buried sensation was re-born

young man knows you have it all
emotions gushed out
chills inside unquenchable
the throne you have inside is invulnerable

steer the young man with pleasure
and notice the attitude
one day
he will dare to wander through your house of flesh
his hands will become the fountain of the passion
making you flap into scenes
like a little swallow whispering the stich
warm,passionate and unholy
letting the wind tasting her beauty

koralp

march 14, 2010
20:17
bursa

renk

bir renk düşün içinde olmadığın sokaklarında yürümediğin söyle bana, bulabilir misin? aldığın nefesin sebebi olur mu? gözündeki bakışta...