sen gülünce
daha bir insan hissediyorum kendimi
belki bu sebeple
hep görmek istiyor gözlerim seni
koralp
11ekim 2010
21:56
bursa
11 Ekim 2010 Pazartesi
24 Eylül 2010 Cuma
durgun
sen misin
içine çektiğin dumana bakıp
kendine aldanan
yazık bir ölüm gibi
açıp bahçelerde nefessiz
yağmura muhtaç ve yorgun
işte kadehindeki rakı
işte elindeki sigara
bir bak etrafına
durgun bekleyen odanda
sen varsın bir başına
geçtiğin sokak üzerinde bir ev
o evin içinde sen
seni görüyorsun şaşkın gözlerinle
korkma be arkadaş
aldılar diye geleceğini
geçmişinde de bir şey yaşamamıştın ki
koralp
24 eylül 2010
09:43
bursa
18 Ağustos 2010 Çarşamba
hayran
bana kızıyorsun
elimde olmadan yazdığım şiirler için
içimden kopan bu nameli sözleri
hor görme, ne olur
saçlarında dans eder insanlar
dönüp ardına bir bak
geçtiğin tüm sokaklar sana hayran
ben nasıl olmayayım...
koralp
18 ağustos 2010
15:33
bursa
elimde olmadan yazdığım şiirler için
içimden kopan bu nameli sözleri
hor görme, ne olur
saçlarında dans eder insanlar
dönüp ardına bir bak
geçtiğin tüm sokaklar sana hayran
ben nasıl olmayayım...
koralp
18 ağustos 2010
15:33
bursa
17 Ağustos 2010 Salı
3 Ağustos 2010 Salı
kadın ağladığında
ağladığında bir kadın
hıçkıra hıçkıra gecenin içinde
biraz bira ve tuz
damla damla akar duyguları avuçlarına
kırılganlığıyla yalnız
tutkusuyla narin
ağladığında kadın bir başına
kapayarak gözlerini
tedirgin bir esinti gibi
paylaşır kendini tanımadığı vücutlarla
düşünmeden geçmişini
unutmak istercesine geleceğini
dalgın bir bakıştır artık
hayallerine dokunamayan elleri
saçları uzanır yüzüne doğru
bir evin balkonunda
ağustos gecesi sıcak ve nemli
dudaklarında titrek hıçkırıklarıyla
yüzünü güldüremedikçe neye yarar
çalan bu ezgi radyoda
yalansız, rüyasız bir hasret içinde
uzanmışken boylu boyunca
kurtuluşun esiri ömre bedel bir pranga
ve bedeni özentisiz
öylece atılıverilmiş kenara
03 ağustos 2010
20:37
bursa
hıçkıra hıçkıra gecenin içinde
biraz bira ve tuz
damla damla akar duyguları avuçlarına
kırılganlığıyla yalnız
tutkusuyla narin
ağladığında kadın bir başına
kapayarak gözlerini
tedirgin bir esinti gibi
paylaşır kendini tanımadığı vücutlarla
düşünmeden geçmişini
unutmak istercesine geleceğini
dalgın bir bakıştır artık
hayallerine dokunamayan elleri
saçları uzanır yüzüne doğru
bir evin balkonunda
ağustos gecesi sıcak ve nemli
dudaklarında titrek hıçkırıklarıyla
yüzünü güldüremedikçe neye yarar
çalan bu ezgi radyoda
yalansız, rüyasız bir hasret içinde
uzanmışken boylu boyunca
kurtuluşun esiri ömre bedel bir pranga
ve bedeni özentisiz
öylece atılıverilmiş kenara
03 ağustos 2010
20:37
bursa
27 Temmuz 2010 Salı
...
dağlarında senin
zirvene doğru duman duman
bu ben
kar, fırtına
ne olursa olsun
bir şekilde
karşı koyamadan
tutuldum sana
koralp
27 temmuz 2010
20:02
bursa
zirvene doğru duman duman
bu ben
kar, fırtına
ne olursa olsun
bir şekilde
karşı koyamadan
tutuldum sana
koralp
27 temmuz 2010
20:02
bursa
5 Temmuz 2010 Pazartesi
oltadaki balık
bir denizin dalgası gibi
çok uzak okyanusların rüzgarıyla savrulmuş
küçük bir balık
ben
şimdi oltanızda tutsak
çırpınıyorum kendimce
kurtulabileceğimi umarak; yanılarak
koralp
05 temmuz 2010
12:49
bursa
çok uzak okyanusların rüzgarıyla savrulmuş
küçük bir balık
ben
şimdi oltanızda tutsak
çırpınıyorum kendimce
kurtulabileceğimi umarak; yanılarak
koralp
05 temmuz 2010
12:49
bursa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
renk
bir renk düşün içinde olmadığın sokaklarında yürümediğin söyle bana, bulabilir misin? aldığın nefesin sebebi olur mu? gözündeki bakışta...
-
ben değilim bu içimdeki aynadaki gözler, bakışlar saçlar benim değil bir ses duyarsın zihninde hayali olmak yada olmamak meselesi anl...
-
bir renk düşün içinde olmadığın sokaklarında yürümediğin söyle bana, bulabilir misin? aldığın nefesin sebebi olur mu? gözündeki bakışta...
-
öylece durdum, etrafı izledim derin bir sessizlik, serin sokak lambasının altında gölgeye vurmuş ağaçlar kendimi hiçbir yerde göremed...








