22 Ekim 2012 Pazartesi

dar

dar geliyor bu dört duvar etrafımda
sığamıyorum olduğum yere, içim dar


yüzü görünmeyen bir sıkıntı kollarımda
gözleri renksiz, bakışları kör
asık suratım sokaklarda dört nala
umudum bir bakış atar ufuklara


dururum, düşünürüm...

yine de dar gelir şimdi
sıra sıra dizilmiş dağlar karlar içinde
sonu olmayan ovalar dizimin dibinde


sabaha karşı üşür ellerim
kütür kütür yanan bir kuzinedir hayal, özenirim


koralp
22 ekim 2012
22:30
izmir

16 Temmuz 2012 Pazartesi

tek

soğuk bir nehir gibi kendi halinde
gece aktı yalnız yatağıma yine
duvarların can sıkıcı sessizliğinde
susuyorum, söyleyemediğim cümlelerimle


kestirdiğim saçlarımla bir boy aynasında
kendimi izliyorum umarsızca
siyah bir kedi dolanırken kafamda
daha da derinleşiyor sensizlik bakışlarımda


biliyorum ki yarın sabah bu odada
her ne kadar kendi halimde olduğumu sansam da
içimde bir yerlerde çıldırmışçasına
seni arıyor olacağım yabancısı olduğum sokaklarda


oysa sen, çok değil az bir zaman önce
ne de güzel uyurdun, sabaha karşı, puslu gözlerimde
özlemin tarifi sığmıyor artık kelimelere
 
koralp
16 temmuz 2012 - 22:43
izmir

29 Nisan 2012 Pazar

Bir soru

+ Bir sorun mu var?
- Hayır. İyiyim.
+ Emin misin?
- Evet. Yapacak işim var.
+ Peki....

Sıkıntı....

Sıkıntı


Bazen yalnız hisseder insan kendini; onca kalabalığın içinde... Günlük koşuşturma içinde bile bakışlarında hep bir başka manzara... Sen neredesin? Aklın hangi denizlerde...

15 Nisan 2012 Pazar

Yazmamak


Son zamanlarda hiçbir şey yazmadım. Yazmayı seven kişiliğimdem uzaklaşmadım ama aklıma gelenleri yazmaz hale geldim nedense. Sabah işe giderken, oturduğum servis koltuğunda, İzmir Manisa yolunun yeşil manzarasını izlerken aklıma gelen cümleleri bir zahmet edip yazmıyorum; sonra da unutuyorum. Eskiden şiirlerimi kağıda yazardım, ama çoğunlukla yazdıklarımı da kendime yazardım. Yani şiir benim için bir şey ifade ederdi; başkalarının anlamsız bulması olasıydı. Şimdi ise doğrudan kendime saklıyorum sanki. Diğerleri bırakın anlamayı okuma şansı bile bulamıyorlar.

Ara ara heves ediyorum; "geçen gün aklıma gelen şiiri bir yazıp düzenleyeyim, bloga ekleyeyim" diyorum. Anlamadığım bir şekilde hevesim kaçıyor sonra. Bir ihtimal o yazacağım şiiri okuyacak olan kişileri umursamıyorum. Yada artık eskisi gibi başkalarının okumasını istemiyorum. Her ikisinin de olmadığına eminim. Sebebi ne olursa olsun, eskisi gibi yazmıyorum. Eski karalamalarımın çoğu hala duruyor. Yenilerini eklediğim söylenemez ki asıl konumuz da bu.

22 Ocak 2012 Pazar

balkondan sokağı izlerken

dar sokakların ihtiyar insanları
balkon sohbetleri ile geçen bir ömrün son düzlüğünde
umut dolu bakarlar 
yanlarından öylece geçip giden gençlere
tüm o yeni yetmelerin yaşadığı o dar sokakları
yıllardır ayakta tutmuş olmanın gururuyla

sıcak bir ev olsa da akşam
yalnız bir uyku yetmişinde
koyuyordur elbet onca kalabalıktan sonra
yol boyu hayatın izleri
yavaş adımlarında gülümseyerek izlersin anılarını
belki de sonuncusu olarak
yıllardır atılan kahkahaların
saat geri sarmaya devam ediyor hala...

koralp
22 ocak 2012
14:49
karşıyaka-izmir

2 Ocak 2012 Pazartesi

"E İle Diyalog" Karakterleri Üzerine

Nazik bir dille ve yazılmış olan diyalog içindeki karakterler öyle çok da büyütülecek kişiler değil. Birisi ne istediğini bilmeyen bir kadın, diğeri de triplerde öküz bir adam. Bu kadar açıkçası. Altı üstü bir aşk mı bir meşk mi ne yapacaklarsa yapmak için binbir şekle girmenin şekli a örneği. Gerek evlerde gerek sokaklarda gerekse televizyon dizilerinde yığınla mevcuttur efendim.

renk

bir renk düşün içinde olmadığın sokaklarında yürümediğin söyle bana, bulabilir misin? aldığın nefesin sebebi olur mu? gözündeki bakışta...