koş be adam
aklını yitirircesine
istediğin ne varsa
hepsi orada
sustuğun kadar konuşsan
koştuklarının yerine
saatlerce sussan
ve belki de
işte o zaman anlayacaksın
ne büyük bir hataymış durman
koş be adam
yaşamak istediğin her şey
orada
koralp
24 kasım 2009
19:48
bursa
24 Kasım 2009 Salı
23 Kasım 2009 Pazartesi
badem
anlık bir tad
şarabın yanında
masa lambasında ucube
huzursuz bir evde
mutluluğu aramak kadar
anlamsız
amansız
zamansız
sen ki duvarlara adımı yazardın
salıncaklardan
adımı haykırırdın insanlara
sustun
rüzgarlar bir ordan eser
bakmışsın bu kişiden
küçük küçük eser
olmadık insanlardan
gözlerimizin içine
dolar ve taşar
biz böyle böyle
yaşlanırız işte
23 kasım 2009
21:44
bursa
şarabın yanında
masa lambasında ucube
huzursuz bir evde
mutluluğu aramak kadar
anlamsız
amansız
zamansız
sen ki duvarlara adımı yazardın
salıncaklardan
adımı haykırırdın insanlara
sustun
rüzgarlar bir ordan eser
bakmışsın bu kişiden
küçük küçük eser
olmadık insanlardan
gözlerimizin içine
dolar ve taşar
biz böyle böyle
yaşlanırız işte
23 kasım 2009
21:44
bursa
19 Kasım 2009 Perşembe
onunla
gece oldu; seni düşündüm
seni mi gördüm
esintide bir buğu gibi kokun
dokun, dokun ve tekrar dokun
sakin... narin...
suya dokundu kadın
ten rengi oldu su ansızın
avuç açmış yağmura karşı
umut topluyordu ıslak ıslak
eteğinde tutku
dudaklarında papatya
gülümsedi o bana
geldi yanıma
seviştik sabaha kadar
susuştuk sonra uyuyana kadar...
9 kasım 2009
21:51
bursa
seni mi gördüm
esintide bir buğu gibi kokun
dokun, dokun ve tekrar dokun
sakin... narin...
suya dokundu kadın
ten rengi oldu su ansızın
avuç açmış yağmura karşı
umut topluyordu ıslak ıslak
eteğinde tutku
dudaklarında papatya
gülümsedi o bana
geldi yanıma
seviştik sabaha kadar
susuştuk sonra uyuyana kadar...
9 kasım 2009
21:51
bursa
18 Kasım 2009 Çarşamba
31 Ekim 2009 Cumartesi
18 Ekim 2009 Pazar
Hayat Nesneldir
İnsanımız nesnel gerçekleri hiçe sayarak yaşıyor. Hayal dünyalarına kapanıp masallarla avunmaya çalışıyorlar. Korkuyor olabilirler mi? Belki de birileri korkutuyordur onları? Zihinlerine pranga taktılar ve yaşamlarını bir duvara zincirlediler. Çaresiz insanların kulaklarına masallar okudular. Sokaktaki insan yozlaştı, yozlaştırıldı.
İnsanlara yaşamı anlatmak gereklidir ilk olarak. İçinde nefes aldıkları bu dünya nasıl çalışır, anlatmak gerekir. Geceleri gökyüzünde gördükleri yıldızları onların ayaklarına getirmek gerekir. Aksi takidirde masal anlatıcılari yine yazacaklar metinlerini parşömen kâğıtlara ve sunacaklar halkın ürkek zihinlerine. Kayıp bir nesil daha dünyaya gelecek o zaman.
İnsanlara anlatmak gerekir: Soyut hiçbir şey yoktur. Karşımıza çıkan herşey somuttur, nesneldir. İnsan, güneş, elma, aşk, ses, ışık, tarih, liberalizm… Hayali değildirler. İçlerinde dokunamayacağınız bir tanesini bile seçemezsiniz. Hepsi de parçacık hareketlerinin ürünüdür. Hiçbiri insanın algılayamayacağı, ufukta çizilmiş çizginin ötesinde bulunan, anlaşılamaz, ulaşılamaz kavramlar değillerdir. Açıklanabilirler: Bilimin çizdiği mütevazı patikada yol almak yeterlidir. İnsanlar soru sormayı öğrenmelidir.
Bu amaçla, yani bilgiyi insanlara sunma amacıyla yola çıkan kişilerin karşısına birileri (bu kaçınılmaz bir durumdur) engeller çıkaracaktır. Çünkü “o” kişilerin istediği sokaklar korkak, morali bozuk ve düşünmekten yoksun insanlarla doludur. Oysa amaçlarıyla yola çıkan kişiler ellerinde bilim ateşiyle direnmektedirler. Yeri gelmiş yakılmışlardır. Asıldıkları da olmuştur, taşlandıkları da görülmüştür. Ama vazgeçmemişlerdir. Paramparça olmak uğruna kalemleri susmamıştır. Biliyorlardır ki böyle bir durumda susmak kendilerine olan saygılarını yitirmeleridir; parçası oldukları bilim dünyasını kirletmektir.
Donanımlı gençlerin, bilim insanlarının çabalamaktan başka seçenekleri yoktur. Bu topraklarda yapılacak daha çok şey var. Üretmek için, mutlu olmak için…
İnsanlara yaşamı anlatmak gereklidir ilk olarak. İçinde nefes aldıkları bu dünya nasıl çalışır, anlatmak gerekir. Geceleri gökyüzünde gördükleri yıldızları onların ayaklarına getirmek gerekir. Aksi takidirde masal anlatıcılari yine yazacaklar metinlerini parşömen kâğıtlara ve sunacaklar halkın ürkek zihinlerine. Kayıp bir nesil daha dünyaya gelecek o zaman.
İnsanlara anlatmak gerekir: Soyut hiçbir şey yoktur. Karşımıza çıkan herşey somuttur, nesneldir. İnsan, güneş, elma, aşk, ses, ışık, tarih, liberalizm… Hayali değildirler. İçlerinde dokunamayacağınız bir tanesini bile seçemezsiniz. Hepsi de parçacık hareketlerinin ürünüdür. Hiçbiri insanın algılayamayacağı, ufukta çizilmiş çizginin ötesinde bulunan, anlaşılamaz, ulaşılamaz kavramlar değillerdir. Açıklanabilirler: Bilimin çizdiği mütevazı patikada yol almak yeterlidir. İnsanlar soru sormayı öğrenmelidir.
Bu amaçla, yani bilgiyi insanlara sunma amacıyla yola çıkan kişilerin karşısına birileri (bu kaçınılmaz bir durumdur) engeller çıkaracaktır. Çünkü “o” kişilerin istediği sokaklar korkak, morali bozuk ve düşünmekten yoksun insanlarla doludur. Oysa amaçlarıyla yola çıkan kişiler ellerinde bilim ateşiyle direnmektedirler. Yeri gelmiş yakılmışlardır. Asıldıkları da olmuştur, taşlandıkları da görülmüştür. Ama vazgeçmemişlerdir. Paramparça olmak uğruna kalemleri susmamıştır. Biliyorlardır ki böyle bir durumda susmak kendilerine olan saygılarını yitirmeleridir; parçası oldukları bilim dünyasını kirletmektir.
Donanımlı gençlerin, bilim insanlarının çabalamaktan başka seçenekleri yoktur. Bu topraklarda yapılacak daha çok şey var. Üretmek için, mutlu olmak için…
16 Ekim 2009 Cuma
turuncu
sesin gelmeden önce bana
saçların uzandı sen beklerken kaldırımda
adımlarımı attım sana doğru
gülümsedim gözlerine
uzaklaştıkça
üşütmeye başladı rüzgar
düşündüm
koralp
16 ekim 2009
20:57
bursa
saçların uzandı sen beklerken kaldırımda
adımlarımı attım sana doğru
gülümsedim gözlerine
uzaklaştıkça
üşütmeye başladı rüzgar
düşündüm
koralp
16 ekim 2009
20:57
bursa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
renk
bir renk düşün içinde olmadığın sokaklarında yürümediğin söyle bana, bulabilir misin? aldığın nefesin sebebi olur mu? gözündeki bakışta...
-
ben değilim bu içimdeki aynadaki gözler, bakışlar saçlar benim değil bir ses duyarsın zihninde hayali olmak yada olmamak meselesi anl...
-
bir renk düşün içinde olmadığın sokaklarında yürümediğin söyle bana, bulabilir misin? aldığın nefesin sebebi olur mu? gözündeki bakışta...
-
öylece durdum, etrafı izledim derin bir sessizlik, serin sokak lambasının altında gölgeye vurmuş ağaçlar kendimi hiçbir yerde göremed...




