the sun is rising for the sake of your charm
whispering the song written by a bard
blind, old and lonely
words all are indispensable
the voice of the silence is unbearable
just delighting exceedingly
he is now young and feeling warmer
the wind of death disappeared for a while
came from the mountain top
for peace and joy
buried sensation was re-born
young man knows you have it all
emotions gushed out
chills inside unquenchable
the throne you have inside is invulnerable
steer the young man with pleasure
and notice the attitude
one day
he will dare to wander through your house of flesh
his hands will become the fountain of the passion
making you flap into scenes
like a little swallow whispering the stich
warm,passionate and unholy
letting the wind tasting her beauty
koralp
march 14, 2010
20:17
bursa
14 Mart 2010 Pazar
24 Ocak 2010 Pazar
...
deliliğinle yaşarsın
gördüğünü sandığın hayaller içinde
olmayanı oldururken
sevmeyeni öldürürken
kendi halinde
yazarsın... yazarsın...
zindanları çürür aklının
özlem dolu ararken karanlığı
küçük bir çocuk
bir mum daha yakar gözlerine
yalnız başına
yanarsın... yanarsın...
16 ocak 2009
09:04
bursa
gördüğünü sandığın hayaller içinde
olmayanı oldururken
sevmeyeni öldürürken
kendi halinde
yazarsın... yazarsın...
zindanları çürür aklının
özlem dolu ararken karanlığı
küçük bir çocuk
bir mum daha yakar gözlerine
yalnız başına
yanarsın... yanarsın...
16 ocak 2009
09:04
bursa
bir akşamüstü
bir akşamüstü ne fısıldar yaşam
ben balkonda otururken bir başıma
yudumlarken çayımı usulca
ay getirir bu sabah ona emanet verdiğim geceyi
takılırım çoban yıldızının peşi sıra
elimde sigara ararım seni
gözümü açarım
kızıl bir ufuk, güneş batmakta
söyle bana canım
bir akşamüstü ne fısıldar yaşam
herhangi bir edebiyat dergisinin
bilmem kaçıncı sayfasındaki şiir
okurum okurum bitmez
şiir dolu bir kitap gibi
duygu dolu, göz yaşı dolu
bir akşamüstü ne fısıldar yaşam
doğudan gelir saf bir sevda
içimi kavuran ateş gibi
ne desem bilmem ki
bir kağıt parçasına seni anlatmak gibi
mısralarda kaybolmuşken ben
bir akşamüstü ne fısıldar yaşam
koralp
2002
bursa
ben balkonda otururken bir başıma
yudumlarken çayımı usulca
ay getirir bu sabah ona emanet verdiğim geceyi
takılırım çoban yıldızının peşi sıra
elimde sigara ararım seni
gözümü açarım
kızıl bir ufuk, güneş batmakta
söyle bana canım
bir akşamüstü ne fısıldar yaşam
herhangi bir edebiyat dergisinin
bilmem kaçıncı sayfasındaki şiir
okurum okurum bitmez
şiir dolu bir kitap gibi
duygu dolu, göz yaşı dolu
bir akşamüstü ne fısıldar yaşam
doğudan gelir saf bir sevda
içimi kavuran ateş gibi
ne desem bilmem ki
bir kağıt parçasına seni anlatmak gibi
mısralarda kaybolmuşken ben
bir akşamüstü ne fısıldar yaşam
koralp
2002
bursa
7 Ocak 2010 Perşembe
4 Ocak 2010 Pazartesi
31 Aralık 2009 Perşembe
30 Aralık 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
renk
bir renk düşün içinde olmadığın sokaklarında yürümediğin söyle bana, bulabilir misin? aldığın nefesin sebebi olur mu? gözündeki bakışta...
-
ben değilim bu içimdeki aynadaki gözler, bakışlar saçlar benim değil bir ses duyarsın zihninde hayali olmak yada olmamak meselesi anl...
-
bir renk düşün içinde olmadığın sokaklarında yürümediğin söyle bana, bulabilir misin? aldığın nefesin sebebi olur mu? gözündeki bakışta...
-
öylece durdum, etrafı izledim derin bir sessizlik, serin sokak lambasının altında gölgeye vurmuş ağaçlar kendimi hiçbir yerde göremed...


