|
Kenan
|
:
|
Gitmek
her şeyi çözecek mi peki?
|
|
|
|
|
|
Kadri
|
:
|
Tabi
ki hayır… Ama en azından bana görünmeyecekler. Benden uzak olacaklar ki
istediğim de bu.
|
|
|
|
|
|
Kenan
|
:
|
Kaçıyorsun
yani? Gözden ırak olan meselesi…
|
|
|
|
|
|
Kadri
|
:
|
Aynen
o. Böylelikle az çaba ile çok sonuç elde etmeyi planlıyorum.
|
|
|
|
|
|
Kenan
|
:
|
Senin
kafan gerçekten çalışmıyor. Dünya küçüldü oğlum. Sosyal medya diye bir şey
var artık. Sen istesen de uzak kalamasın buralardan.
|
|
|
|
|
|
Kadri
|
:
|
Bulaşmam
ben de sosyal medyaya.
|
|
|
|
|
|
Kenan
|
:
|
Mümkün
mü? Bana bunu doğru dürüst söyle. Buralardan kaçıyorsun, yeni bir hayat
kuracaksın. Gerçek hayat içindeki sosyal hayatının gelişmesindeki en büyük
etkenlerden birisi şu an sanal dünya. Gittiğin yerde bulaşmayacak mısın
bunlara? Bulaşacaksın. Eee!? Bulmayacaklar mı seni?
|
|
|
|
|
|
Kadri
|
:
|
Kabul
etmemek gibi bir seçenek var abi, ignore…
|
|
|
|
|
|
Kenan
|
:
|
Sıkıntı
da burada zaten... Parmakların reddetse de zihnin kabul ediyor olacak. Her
şeyi yeniden hatırlayacaksın.
|
|
|
|
|
|
Kadri
|
:
|
O
zamana kadar etkisi kalmaz. Abi zaten bir bağım da kalmadı buralarda.
|
|
|
|
|
|
Kenan
|
:
|
Bir
yerde kalmak için illa ki bir bağ mı lazım?
|
|
|
|
|
|
Kadri
|
:
|
Değil
mi?
|
|
|
|
|
|
Kenan
|
:
|
Değil.
Biz boşuna mı yaşıyoruz.
|
|
|
|
|
|
Kadri
|
:
|
Belki
de. Korkuyorsunuz arkadaş korkuyorsunuz. İçinizden gelenleri yapmaya
cesaretiniz yok.
|
|
|
|
|
|
Kenan
|
:
|
Olmayabilir
ama sahip olduklarımız var. Bu ev, araba… Bankada birikmiş bir miktar para da
var. İlerisi için lazım olacak. Şu an genciz Kadri ama bunun yaşlılığı var.
Hastalık…
|
|
|
|
|
|
Kadri
|
:
|
Sen
zaten kapmışsın hastalığı Kenan. Kölesi olmuşsun bu gündelik hayatın.
Dünya’da görecek o kadar yer varken sen sadece ofis, ev, market, manav
arasında dolanıp duruyorsun.
|
|
|
|
|
|
Kenan
|
:
|
Ne
yapmamı istiyorsun Kadri? Anlamı var mı?
|
|
|
|
|
|
Kadri
|
:
|
Yok
mu?
|
|
|
|
|
|
Kenan
|
:
|
Bak
Kadri… Gideceksin, yeni insanlarla tanışacaksın. Sevgililerin olacak,
arkadaşların olacak. Bir şeyler yaşayacaksınız. Yine anıların olacak. Yine
hataların olacak. Çuvallayacaksın. Orayı da terk edecek misin?
|
|
|
|
|
|
Kadri
|
:
|
Büyük
ihtimalle.
|
|
|
|
|
|
Kenan
|
:
|
Kadri…
Ben, yaptıklarım beni anlatıyor demiyorum. Keyfimden de yapmıyorum. Kimsenin
eline bakmak istemiyorum ileride. Benim için çok önemli bu.
|
|
|
|
|
|
Kadri
|
:
|
Ne
diyorsun abi sen ya. Ne eli? Ne keyfi? Senin için çürümüş. Ben öldüğüm an
arkama baktığımda kendimi kendim olarak göremezsen içim yanar benim.
|
|
|
|
|
|
Kenan
|
:
|
Açlıktan
ondan bundan iş dilenmek, para dilenmek çok mu hoşuna gidecek peki? Sana bir
şey söyleyeyim mi Kadri? Asıl senin için çürümüş. Sağlıklı düşünemiyorsun.
|
|
|
|
|
|
Kadri
|
:
|
Kenan
bırak bu tavsiyeleri. Neyse… Benim bir miktar paraya ihtiyacım olacak.
Yardımcı olabilir misin?
|
|
|
|
|
|
Kenan
|
:
|
Ne
kadar?
|
|
|
|
|
|
Kadri
|
:
|
15000
kadar.
|
|
|
|
|
|
Kenan
|
:
|
Aslında
doğru diyorsun Kadri. Kendini kendin olarak görmen için asalak olarak yaşaman
lazım.
|
2 Aralık 2012 Pazar
Diyalog: Kenan - Kadri
içtenlikle
giderim yolları yağmurlu havalarda
soğuk bir esinti her daim yüzümde
izlerken hayatımı deniz aşırı
akıp giden çizgilerde yaşlarım can bulur
daha bir ben olurum yaşadıkça
koralp
02 aralık 2012
23:14
soğuk bir esinti her daim yüzümde
izlerken hayatımı deniz aşırı
akıp giden çizgilerde yaşlarım can bulur
daha bir ben olurum yaşadıkça
koralp
02 aralık 2012
23:14
25 Kasım 2012 Pazar
Yeniden
Defter
sayfası merhaba… Beni unutmuş olabileceğini düşünerek birkaç hatırlatma yapmak
istiyorum:
“Sevgili
defter sayfası, sana bunları yazarken içimdeki salt yalnızlığı anladığını
düşünüyorum. Şöyle bir kaşı saçlarını ve gör: neden hep sana geliyorum bir
şeylere cevap ararken ya da kendi benliğimi yalanlarken?”
“Ayağa
kalk. Silkele kendini; üzerindeki önyargılar yere dökülsün. Rahat bir şeyler
giy ve dışarı çık. Yanına biraz da umut almayı unutma. Tembelliğin ayaklanınca
içinde, umut etmek isteyeceksin.”
“Bana
yaklaşık olarak bir ömür uzaktasın…
Aslını sorarsan bu duruma somut karşılıklar
bulamıyorum; bulmayı da pek istemiyorum. Canımı yakar biliyorum. Senden uzakta
kalmak en iyisi belki de. Sanırım hep bu küçük notlarda dokunabileceğim sana.”
“Kendin
olmak istediğinde, çoğu zaman, şüphe duyarsın yaptıklarından. Böyle yapma! Sen
her şeysin, unuttun mu?”
“Doğunun
en yüksek tepesine çık ve dünyayı izle... Güneşi izle, doğarken ve batarken.
Bulutları ezber et, rüzgârlar onları sürüklerken. Ne yazık ki onlar insanın
gerçeğidir. Çaresizliğin en büyük göstergesidir. Acizliğini gör ve ağla haline.”
“Tarihin
sayfalarını oyna! Kendini anlatışın uzun sürmemeli! Çünkü bu tarih içindeki
yerin o kadar küçüktür ki… Yaşamaya sebep sen! Salt bir var oluş olmamak için
çabala. Acı çeken insanları oyna. Açlık içinde ölüp giden çocuklar ol. Cüzamlı
bir kadın ol; kalbi sevgiliye duyulan aşk ile sıcak. Yaşlı bir maden işçisi ol
ciğerleri kömür.”
“Kime ait
olduğunun farkındasın. Ona dokunmak için can atıyorsun ama kıyamıyorsun aynı
zamanda. İnsanların senin ne büyük bir erdeme sahip olduğunu anlamaları çok
uzun bir zaman alır. Çünkü onlar kendi lanetlenmişliklerinin içinde bireysel
narsisliklerini kurmaya çabalamaktadırlar. İşin en acınılası yanı ise bunu bile
başaramamış olmaları! Sen çok değerlisin, onlar sadece hiçler!”
“elimi
tutmuş şiir yaz diyor bana... belli ki içmiş votkasını yine gece vakti
umarsız... tarih
sayfalarından fırlamışlık kokuyor elleri; bir cinayetin boş rol oyuncusu...
ölüm
kokusu ve yaşam dokusu...”
“Ömrünün
sayfalarını karaladın hep. Eline kalemi her aldığında, başka bir sen can
buluyor gözlerinde. Çok ağır bir iş bu…”
Umarım
yardımcı olabilmişimdir.
İnsanlar
değişmiyor defter sayfası. Eşek kadar olsa da aynı kalıyor. Öğrenemiyorlar; öğrenmek
gibi bir niyetleri de yok. Düşündüklerini, savunduklarını yerle bir eden bir
söz, bir cümle, bir tez her ne çıkarsa çıksın karşılarına umarsızca, akılsızca
ve hatta utanmadan, yüzleri kızarmadan inkâr ediyorlar. Sona doğru yine
kendileri üzülüyorlar, yaşadıkları ve yaşayamadıkları için. Üzülmek ama nasıl
üzülmek… O konuda bile yüzsüzlük diz boyu. Kendilerine bakmadan, geçmişlerini
sorgulamadan, karşılarına kim çıkarsa onu suçlayarak, yargılayarak… Böylelikle
kendi günahlarından arındıklarını sanıyorlar. İşe yarıyor olmalı ki gerçekten
rahatlıyorlar. Anlamsızca ölen her insanın, acımasızca ve yalnız geçen her
ömrün sebeplerinden birisi olduklarını unutuyorlar.
Senin
anlayacağın defter sayfası, öküzlük prim yapıyor artık. Aptallık kazanç kapısı…
Sen ki zamanında bana katlandın sabırla; yeniden başlıyoruz; senden aynı sabrı
ve dirayeti göstermeni bekliyorum.
Şimdiden
teşekkür ederim.
"Defter Sayfasına Notlar - Dönüş" İçin Önsöz
Yazmak
ne zamandan beri keyif verici olmuştur… Bunun yanında yazar kişi ile yaşam arasındaki
bağ ne şekilde oluşmuştur…
Bir
başına kalmışlığın kokusu sinmiş üzerine. Zihninde kendi kendini tekrarlayan
melodiler çürütmektedir seni; sen ki bir kalemin var ettiği doluluğa sahipsin.
Defter sayfası, seni tekrar görmek güzel... Kendimce verdiğim ara sona erdi.
Gerçi “o” bir ara mıydı yoksa bir yazarın duraklama dönemi miydi bilemiyorum.
Sonuç olarak baş başayız şu an ve asıl önemli olan da budur…
Sana
neler anlatacağımı umuyorsun? Kafanda herhangi bir ön görü var mı merak
ediyorum? Ne de olsa uzun zamandır görmüyorsun beni. Biraz farklı gelebilir
sana görünüşüm. Saçlarım daha uzun mesela; belki cümlelerim de derinleşmiştir.
Seni özlemişim.
Bana
söylemek istediğin yüzlerce cümle vardır eminim. Eğer bir tek cümle bile
kuramazsan benim için, susmanı öneriyorum. Öyle bir durumda benim yapacaklarımı
seveceğini düşünmüyorum.
Bir ön
söz kıvamında kabul et bunları. Asıl yaralar bundan sonra açılacak satırlarına…
…
Yalnızlığıma
seni katık ediyorum. İçimdeki çığlık atma isteğimi az da olsa dindirebiliyorsun.
Kalanlar da kandamlası olarak bir çevrim halinde dolanıyorlar bedenimde. Sen
sen ol, sakın içindekileri saklama. Kus etrafa; bırak leke olsun her yer. Yeter
ki nefesin boğazında düğüm olmasın.
Geçen
gün minibüste şöyle bir baktım etrafa, insanlara. Kimsecikler yoktu defter
sayfası. Birer nesne halinde insan bedenleri vardı elbet. Ama kimse yoktu. Bir
kâbusun kendini bulması gibiydi hissettiklerim.
Arkası
yarın kuşağı gibi yaşıyor insanlar. Sırf bu yüzden sana insan olmayı
önermiyorum. Ellerinde boş kutular, kendilerini anlatmaya çalışıyorlar. Oysa
sadece soyunsalar yeter! Tüm çıplaklıkları ile kendilerini ortaya koysalar,
kendi var oluşlarına kendileri bile inanamayacaklar. Bunu onlara anlatmak ayrı
bir konu… Şimdi sunmayacağım onu sana.
Her
sabah ne bulursun kendinde defter sayfası? Ben yanından geçerken ve seni hiç
umursamaz gibi davranırken? İçinden yok olmak geldi mi hiç? Ve ya yok etmek
istedin mi beni? Belki de biterdi dertlerin. Sana sürekli olarak öğütler veren
bir kendini beğenmişten kurtulurdun. Öyle ki narsisliğim hızla yükselmekte.
İçindeki
yalnızlığı ne pencerendeki manzaran çözer, ne de sokakta yürürken yanında
sürünen kalabalıklar. Sen bir “yalnız”sın ve bunu unutmamalısın. Zihinsel
terkedilmişliğin seni kuşatmış durumda. Buna çare olabilecek tek kişi de yok
ortalıklarda. Senin için üzülüyorum.
Duman
çekmek bir işine yaramaz. İstersen hap atabilirsin ama bunun da etkisi kısa
süre içinde geçecektir. Sürekli alkol depolamak da seni sen olmaktan
uzaklaştırıp bir meyhane masasına çevirir, meze tabaklarında kurumuş bir yemek artığı
olursun. Sen en iyisi git ve kendine bir kabuk bul, bir süre saklan ve düşün.
Aksi takdirde sonunu hiç de iyi görmüyorum.
Ön
sözün son sözü de şu şekilde olmalı: Sahip olduğun tınıya sarıl ve asla bırakma
onu (tabiî ki eşek değilsen!).
22 Ekim 2012 Pazartesi
dar
dar geliyor bu dört duvar etrafımda
sığamıyorum olduğum yere, içim dar
yüzü görünmeyen bir sıkıntı kollarımda
gözleri renksiz, bakışları kör
asık suratım sokaklarda dört nala
umudum bir bakış atar ufuklara
dururum, düşünürüm...
yine de dar gelir şimdi
sıra sıra dizilmiş dağlar karlar içinde
sonu olmayan ovalar dizimin dibinde
sabaha karşı üşür ellerim
kütür kütür yanan bir kuzinedir hayal, özenirim
koralp
22 ekim 2012
22:30
izmir
sığamıyorum olduğum yere, içim dar
yüzü görünmeyen bir sıkıntı kollarımda
gözleri renksiz, bakışları kör
asık suratım sokaklarda dört nala
umudum bir bakış atar ufuklara
dururum, düşünürüm...
yine de dar gelir şimdi
sıra sıra dizilmiş dağlar karlar içinde
sonu olmayan ovalar dizimin dibinde
sabaha karşı üşür ellerim
kütür kütür yanan bir kuzinedir hayal, özenirim
koralp
22 ekim 2012
22:30
izmir
16 Temmuz 2012 Pazartesi
tek
soğuk bir nehir gibi kendi halinde
gece aktı yalnız yatağıma yine
duvarların can sıkıcı sessizliğinde
susuyorum, söyleyemediğim cümlelerimle
kestirdiğim saçlarımla bir boy aynasında
kendimi izliyorum umarsızca
siyah bir kedi dolanırken kafamda
daha da derinleşiyor sensizlik bakışlarımda
biliyorum ki yarın sabah bu odada
her ne kadar kendi halimde olduğumu sansam da
içimde bir yerlerde çıldırmışçasına
seni arıyor olacağım yabancısı olduğum sokaklarda
oysa sen, çok değil az bir zaman önce
ne de güzel uyurdun, sabaha karşı, puslu gözlerimde
özlemin tarifi sığmıyor artık kelimelere
koralp
16 temmuz 2012 - 22:43
izmir
gece aktı yalnız yatağıma yine
duvarların can sıkıcı sessizliğinde
susuyorum, söyleyemediğim cümlelerimle
kestirdiğim saçlarımla bir boy aynasında
kendimi izliyorum umarsızca
siyah bir kedi dolanırken kafamda
daha da derinleşiyor sensizlik bakışlarımda
biliyorum ki yarın sabah bu odada
her ne kadar kendi halimde olduğumu sansam da
içimde bir yerlerde çıldırmışçasına
seni arıyor olacağım yabancısı olduğum sokaklarda
oysa sen, çok değil az bir zaman önce
ne de güzel uyurdun, sabaha karşı, puslu gözlerimde
özlemin tarifi sığmıyor artık kelimelere
koralp
16 temmuz 2012 - 22:43
izmir
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
renk
bir renk düşün içinde olmadığın sokaklarında yürümediğin söyle bana, bulabilir misin? aldığın nefesin sebebi olur mu? gözündeki bakışta...
-
ben değilim bu içimdeki aynadaki gözler, bakışlar saçlar benim değil bir ses duyarsın zihninde hayali olmak yada olmamak meselesi anl...
-
kapat gözlerini bir yol düşün attığın adımlar nerelere götürür zavallı bedenini gözlerinde umarsız düşler kendini beğenmiş bir ıslık du...
-
bir renk düşün içinde olmadığın sokaklarında yürümediğin söyle bana, bulabilir misin? aldığın nefesin sebebi olur mu? gözündeki bakışta...