27 Ocak 2009 Salı

Hayatta Geç Kalmamak Lazım Abi

Dün bi arkadaş dedi ki “hayatta geç kalmamak lazım abi.”. Böyle dengesiz dengesiz bakıp suratına “Nereye geç kalıyoruz?” dedim “Hayat suare sinema mı ki başlama saatinden önce yerimizi alıcaz. Hayret bişii ya!”. Hepi topu yaşıyoruz budur olay. Yok hani ölesiye iz bırakma istekleri, kariyer çılgını ya da yönetme hırsı ile dolu insancıklar var. Komik geliyor bana. Kendi arzularının, tutkularının peşinden koşamıyor insanlar.

Kasmayın ya bu kadar, cidden. O kendileri için uğraştığınız insanlar, siz ölünce gelecekler cenazenize, sizi gömecekler, oradan da bir bara gidecekler. “Abi bize 3 arjantin bira. 70lik olsun. Hobaa derbiye de 15 dakika kalmış lan!” diyecekler.

Uçan kaçan ne var o da komik. Kamyon çarpınca yani kaçan pek bir şey olmuyor sanki. Bir miktar doku vücuttan çıkış yapıyor o ayrı. Tutamıyorsun da kaçıyorlar hemen. Tutabilsen zaten sabahı görüyorsun. Nefes aldığın her an sana dair bir dakikanın parçaları. O dakikaları kendine yaşamazsan asıl o zaman uçan kaçan nedir görürsün. Meraklı olmak lazım...

Son derece lümpen, ellerde poşetler boyner, kulakta 50 cent, kafada ilik gibi kızlar, cepte para yok ama kartlar gani gani… Elbette içmek, dostlarla muhabbet etmek, sevgiliyle sevişmek muazzam keyifli… Ama eminim onu bile yani sırf “yapılması söylendiği” için yapıyor insanlar. Yanılıyor olabilirim ama ben bunu gördüm; üzüldüm sonra bak.

Zaten ben bu hayata dokunma durumundan biraz tökezledim. Ya sevişmekten sınava çalışmadım, ya başka bi şehre gittiğim için finale girmedim, ya da alkollü girilen sınavlardan 8-10 aldım. Ama bak pişman değilim. Nasıl oluyor? Önce alış veriş sonra fiş! Al takke ver külah, otur masaya oku, çöz, uğraş. Bi bardak kahve iç, yetmedi artı altı, bir baktın saat olmuş sabah yedi. Bi koşu tutturdun yakaladın minibüsü. Koşa koşa amfiye… Buldun kendine bir yer; verdiler önüne sınav kağıtını. Yaz, çöz, karala; ordan doğru eve yatağa. Akşama doğru sevgili gelir hastaneden kaynaşmaya. Bir bakmışsın ki 6 yıl geçmiş sen kocaman olmuşsun.

Hayatına kimler girmiş kimler çıkmış hesabı yok. Eş, dost, arkadaş… Rakamlar allak bullak.

İnsanlar değişmiş. Hayatın kaçtığını düşünüyorlar. Para yaşama gerek.

Biz en iyisi gel, bi joint saralım. Arkaya da açalım “smoke two joints”. Yer kelebekler vadisi… Yok ulaşım derdi oh ne güzel. Yan gelip yatmışız, hayatın tadına varıyoruz sabaha kadar. İçimiz dışımız su yosunu. Dudakta ısırık, ciğerde duman, damarda alkol…

Daha ne olsun be kardeşim!


22 Aralık 2008
Öğle

Hiç yorum yok:

renk

bir renk düşün içinde olmadığın sokaklarında yürümediğin söyle bana, bulabilir misin? aldığın nefesin sebebi olur mu? gözündeki bakışta...